| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

etkinliklerle matematik

Yazılar

Güçlü hafıza için yeterli uyku gerekiyor

 

 
Yeterli uyku alınmaması durumunda kişinin bellek, dil becerisi ile bilişsel fonksiyonların işlevlerinde bozulma meydana geldiği bildirildi.

 

İstanbul'daki özel bir hastanede görev yapan Nöroloji Uzmanı Dr. Ferda Korkmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tıp adamlarının uykuyla ilgili henüz bilmediği çok şey bulunmasına rağmen bedenin onarımı, çeşitli madde ve hormonların sentezi, hafızanın yapılandırılması ve psikolojik dinlenmenin, uykunun belirli dönemlerinde gerçekleştiğinin bilindiğini söyledi.

Uykunun tekdüze bir süreç olmadığına, ''uykuya dalış'', ''yüzeysel uyku'', ''derin uyku'' ve ''rüya ile ilişkili REM (rapid eye movement- hızlı göz hareketleri)'' olmak üzere 4 dönemi bulunduğunu kaydeden Korkmaz, uyku süresinin yaşla birlikte değişmekle birlikte herkesin uyku süresinin kendine has olduğunu, bunu değiştirebilmenin pek mümkün olmadığını belirtti.

Korkmaz, bazı kişilerin günde 12 saat, bazı kişilerin ise 4 saat uykuya ihtiyaç duyduklarını bildirerek, şöyle konuştu:

''Ancak toplumda birçok erişkinin ortalama uyku süresi 6-8 saattir. Yaşla birlikte hem uyku süresinde hem de uyku mimarisinde değişiklikler olur. İnsanlar yaşlandıkça, toplam uyku süresinde ve rüyayla alakalı uyku evresinde geçen sürede bir düşüş başlar. Yeni doğmuş bir bebek günde 16 saat uyur, rüya ile ilişkili REM dönemi oldukça yoğundur. Buna karşın bebeğin 30 yaşındaki annesi, eğer şanslıysa günde 6 saat uyur ve bu sürenin sadece dörtte birlik bölümünü REM'de geçirir.''

''Uykusuz kalındığında bozulan ilk işlevlerden biri de bellek, dil becerileri, soyut düşünme ve değerlendirme gibi bilişsel fonksiyonlardır'' diyen Korkmaz, sözlerini ''Geç saatlere dek uykusuz kalmak bir süre sonra kişide bellek sorunlarının oluşmasına yol açar. Verimli bir iş yaşamı için kişinin ortalama 8 saat uyuması gerekir'' diye sürdürdü.

Orta yaşlardan itibaren uyku süresinin azalmaya başlamasının yanı sıra uykunun karakterinin de değiştiğine dikkati çeken Korkmaz, bu yaşlardaki insanların rüyayla ilişkili evrede daha az uyurken, yüzeysel uyku dönemlerinin daha uzun sürdüğünü söyledi.

Korkmaz, insanların yaşlandıkça daha erken uyuyup daha erken kalktıklarını, gençlerde ise tam tersi bir durumun söz konusu olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

''80'li yaşlarda bu değişiklik daha belirgindir. Gün içindeki uyuklamalarla birlikte günlük toplam uyku süreleri 6-7 saat olabilir. Bu kişiler gün içinde birçok kez uyuklasalar da bunların toplamı nadiren bir saati geçer. Yaşlıların günde 8-10 saat uyumaları gerektiği söylemi doğru değildir.''

-UYKUSUZLUK

Uykudan yoksun kalan kişilerin bazı olumsuzluklar yaşadığını ifade eden Ferda Korkmaz, şu bilgileri verdi:

''Uykusuz kalan kişide, gün içinde uykulu olma halinin yanı sıra düşünmeyle ilgili sorunlar da ortaya çıkıyor. Yeni şeyleri öğrenme daha yavaş gerçekleşiyor, bellek ile ilgili ve karar verme süreçlerinde sorunlar yaşanabiliyor. Uyku yoksunluğu dışında birtakım uyku rahatsızlıklarında da özellikle uykuda solunum bozukluklarında, uyku mimarisindeki ve kan oksijen düzeyindeki değişikliklerin tetiklediği olaylar, ciddi bilişsel ve bedensel bozulmalara neden oluyor. Bunlar arasında kalp, akciğer ve hormonal hastalıklar yer alıyor.''

Korkmaz, yaşlı kişilerin, uykusuzluk kalmaları halinde kendilerini gençler kadar çabuk toparlayamadıklarına işaret etti. Kişilerin 24 saat boyunca uyanık bırakıldığı bir araştırmada, 70'li yaşlardaki kişilerin kendilerine gelmelerinin, gençlere göre en az bir gün daha uzun sürdüğünün ortaya çıktığını bildiren Korkmaz, cinsiyetin de uykusuzluğun etkisi açısından önemli olduğunu, kadınların erkeklere göre uykusuzluktan daha az etkilendiğini belirtti.

-UYKU SAATİ HESABI-

Kişinin gerek duyduğu uyku süresinin hesaplandığını ifade eden Ferda Korkmaz, bu hesaplamayı şöyle açıkladı:

''Kişi, uyanık olduğu her 2 saat için 1 saatlik uykuya ihtiyaç duyuyor. Yaş ilerledikçe bu değişiyor, uyanık kalınan her 2 saat için 45 dakikalık uyku gerekiyor. Başka bir deyişle gün boyunca uyanık kalınan her saat için 'uyku borcu' biriktiriliyor. 16 saatlik bir günün sonunda, genç bir insanın 'uyku bankasına' borcu 8 saate ulaşıyor. Buna karşılık yaşlı bir kişinin uyku borcu sadece yaklaşık 6 saat düzeyinde bulunuyor.''

SBS'de "Braill Alfabeli, Sesli" soru kitapçıkları

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), bu sene yapılacak Seviye Belirleme Sınavı'nda (SBS) görme engelli öğrencilere sınav sorularını Braill alfabesinde ve CD ortamında sesli soru kitapçığı şeklinde sunacak.

Öğrenciler kullanım becerilerine göre bunlardan birini seçerek sınava girecek.

Edinilen bilgiye göre, bakanlık sınavlarda görme yetersizliği olan öğrenciler için büyük kolaylık sağlayacak bir uygulama başlattı. Uygulamanın daha önce denemesinin yapıldığı ve başarılı bulunduğu öğrenildi.

SBS'ye girecek az gören öğrenciler için 18 puntolu soru kitapçığı ve cevap kağıdı basılacak. Az gören öğrenciler tek kişilik salonlarda sınava alınacak ve bu öğrencilerin soru muafiyeti olmayacak, başarı puanı tüm sorular üzerinden hesaplanacak.

Sınava girecek ''görmeyen öğrenciler'' ise tek kişilik salonlarda okuyucu ve kodlayıcı eşliğinde sınava alınacak. Bu öğrencilere sınavda ek olarak 30 dakika ek süre verilecek.

Görmeyen öğrencilere, sınav sırasında sorular Braill alfabesinde hazırlanmış soru kitapçığı, CD ortamında (MP3 dosyası olarak seslendirilerek) sesli olarak veya resim, şekil ve grafik içeren sorulardan muaf olarak basılmış soru kitapçığı şeklinde sunulabilecek.
İşitme yetersizliği olan öğrenciler de tek kişilik salonlarda sınava alınacak, sınav süresine 30 dakika ek süre verilecek.

Yatağa bağımlılığı olan ya da sağlık kurumunu terk etmeleri sakıncalı olan öğrenciler ise durumunu sağlık kurulu raporu ile belgelendirmeleri halinde, tedavi gördükleri sağlık merkezinde sınava alınacak.(AA)

SBS Başvuruları için kılavuzlar yayınlandı

Seviye Belirleme Sınavı (SBS) ile Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (PYBS) kılavuzları Milli Eğitim Bakanlığı'nın internet sitesinde yayımlandı. SBS'ye başvurular 2 Martta, PYBS'ye ise 23 Martta başlayacak. 

Sınavlarla ilgili tüm işlemler "http://e-okul.meb.gov.tr" adresinden yapılacak. Tüm işlemler, e-Okul sistemi kapsamı içinde elektronik ortamda gerçekleştirildiği için öğrencinin e-Okul sisteminde kayıtlı olması gerekiyor. 

İlköğretim 6, 7 ve 8'inci sınıfların gireceği SBS'ye başvurular, 2-20 Mart 2009 tarihleri arasında olacak. 

SBS'ye başvuracak öğrenciler T.C. kimlik numarası ile başvuru ücreti olan 10 TL'yi belirtilen tarihler arasında T.C. Ziraat Bankası, Türkiye Vakıflar Bankası veya Türkiye Halk Bankası şubelerine yatırabilecek. Öğrenciler, sınav ücreti yatırma işlemi için bankaya herhangi bir havale ücreti benzeri gider ödemeyecek. Öğrenciler, sınav ücretini yatırdığı banka dekontunu saklayacak. 

Öğrenciler ayrıca başvuru döneminde okul müdürlüğüne, kırtasiye, internet, fotokopi giderleri için okul aile birliği makbuzu karşılığında 2 TL ödeyecek. 

Süresi içinde bankaya sınav ücretini yatırmayan öğrenciler başvuru yapmamış sayılacak. 

SBS, ilköğretim 6'ıncı sınıfların sınavı 13 Haziran, 7'inci sınıfların 7 Haziran, 8'inci sınıfların 6 Haziran 2009 tarihlerinde gerçekleştirilecek. 

İlköğretim 8'inci sınıfın SBS sonuçları 13 Temmuz 2009 tarihinde ilan edilecek. 

İlköğretim 5, 6, 7, 8, 9, 10 ve 11'inci sınıfların gireceği PYBS için başvurular, 23 Mart-3 Nisan 2009 tarihleri arasında alınacak. İlköğretim 6, 7 ve 8'inci sınıf öğrencilerinden PYBS'ye girmek isteyenler için SBS sonuçlarına göre PYBS puanı hesaplanacak. Bu öğrenciler ayrıca bir sınava girmeyecek. 

İlköğretim 5, 6, 10 ve 11'inci sınıflar için sınav 3 Mayıs 2009, ilköğretim 6'ıncı sınıflar için 13 Haziran 2009, ilköğretim 7'inci sınıflar için 7 Haziran 2009 ve ilköğretim 8'inci sınıflar için ise 6 Haziran 2009 tarihlerinde gerçekleştirilecek.

Sınava başvuracak öğrenciler, 10 TL sınav ücretini T.C. Ziraat Bankası, Türkiye Vakıflar Bankası veya Türkiye Halk Bankası şubelerine yatırabilecek. 

PYBS'ye ilköğretim 5, 6, 10 ve 11'inci sınıflardan başvuracak öğrenciler sınav ücretini başvuru tarihleri içinde, ilköğretim 6, 7 ve 8'inci sınıflardan başvuru yapacak öğrenciler ise sınav ücretini 2-20 Mart 2009 tarihleri arasında yatıracak. Bu öğrenciler SBS ile sınava girecekleri için ayrıca sınav ücreti yatırmayacak. PYBS sonuçları 31 Temmuz 2009 tarihinde duyurulacak.

Dördüncü sınıf okul başarısının ipucunu verir

 Çocukların eğitim sorunları ilkokul dördüncü sınıfa kadar kendisini pek göstermez. Sorunlar, özellikle dördüncü-beşinci sınıftan sonra ortaya çıkar ve çocuğun geleceğiyle ilgili ipuçları verir. Ama normal zekadaki bir çocuk, bu sorunları rahatlıkla atlatabilir.....

İlkokulu güçlükle tamamlamış bir çocuğun, ortaokulda başarılı olma şansı var mı? 
Bu, çocuğun zekası ve yaşadığı sosyal çevreye göre değişir. Çocuğun zekası yeterli değilse, bütün öğrenim hayatı boyunca vasat olarak kalacaktır. Ama ortaokulla birlikte sosyal çevre değişiyorsa, normal zekada bir çocuk başarılı olabilir. İlkokul dördüncü sınıfa kadarki okul başarısı, çocuğun daha sonraki eğitim hayatındaki durumu çok belirlemez. Ama dördüncü, beşinci sınıftan sonra geleceğiyle ilgili önemli ipuçları ortaya çıkar. Bize de sorunlar en çok birinci sınıf, dördüncü sınıf ve altıncı sınıfta gelir.

İKİNCİ DÖNEME DİKKAT!
Neden sorunlar özellikle bu sınıflarda çıkıyor? 
Bunlar, çocuğun zekasını gösterdiği sınıflardır. Çocuğun eğitim geleceği bu sınıflarda şekillenir. Birinci sınıftan geçen çocuk dörtte, dördüncü sınıftan geçen çocuk altıncı sınıfta takılabilir. En geç şubat veya mart aylarında veliler profesyonel yardıma başvurur. Birinci dönemde konular çok yenidir, ancak ikinci dönemin başında konular zorlaşır, çocuklar da zorlanmaya başlar. O yüzden ikinci dönem sıkıntılar ciddi boyuta çıkar. Hatta nisan ve mayıs dönemi sıkıntılar artarsa; aile, yeni okul ve yeni sınıf arayışına bile girebilir.

Ödev yapma alışkanlığı bulunmayan bir çocuğa ödev sorumluluğu nasıl kazandırılır? 
Öncelikle çocuğunuza evde ödev yapabileceği sabit bir alan ayarlayın. Olabiliyorsa oda olsun. O odayı çocuğunuzla döşeyebilirsiniz. Ama aşırıya kaçmayın, çok algı olmasın. Çizgi film kahramanlarını falan tercih etmeyin. Çalışma köşesi sade olsun. Gerekirse çocuğun ödev saatinde televizyonu kapatın. Çocuk, okuldan geldikten bir saat sonra derse oturmalı. Ödev yapımında 20 şer dakikalık çalışma süreleri ayarlanmalı ve kısa aralar veya geçişlerin olması sağlanmalı. Olabildiğince her gün aynı saatlerde ödev yapmalı. Programlı yaşam çocuklara çok uygundur. Matematik, fen bilgisi, coğrafya, Türkçe gibi zor ve ağır dersleri, bir zor bir kolay olacak şekilde sıralayın. Örneğin önce matematik sonra Türkçe, sonra fen bilgisi sonra belki biraz resim gibi... Ödevlerini bitiren çocuğunuza karşı ödüllendirici olun. Sorumluluklarını yerine getirmesi karşısında duyduğunuz mutluluğu ona gösterin.
 


En verimli ders çalışma yöntemi nasıl olmalı? 
Bunun için tek bir reçete yoktur. Çünkü çocukların öğrenme stilleri ders çalışma yöntemini belirler. Bırakın; kendi programını ve çalışma yöntemini kendisi belirlesin.

Bilgisayar, başarısız olan bir çocuğa yardımcı olabilir mi? 
Bilgisayar eğitiminde çocuk ezberden kurtulur. Araştırmalarda bilgisayarlı öğretimin klasik öğretime göre yüzde 24 etkili olduğu tespit edildi. Ancak sadece bilgisayara dayalı öğretim çocuğa zarar da verebilir. Bilgisayar, eğitime destek olmalı.
sabah

ÖSS Belgeseli de çekildi: 3 SAAT

Üniversiteye girmek için ter döken öğrencilerin yaşamlarından kesitlerin yer aldığı '3 SAAT' adlı belgesel Koç Üniversitesinde gösterilecek.
Gençlerin ÖSS'ye hazırlanma serüvenini konu alan "3 Saat: Bir ÖSS Belgeseli'nin" 19 Şubat 2009 günü Koç Üniversitesi Sevgi Gönül Kültür Merkezi'nde 17.00'de gösterimi yapılacak. Can Candan'ın ve Serdar Değirmencioğlu'nun birlikte hazırladığı, Giyotin Film'in ortak yapımcı olduğu belgeselin gösteriminin ardından , belgesel ekibi ile söyleşi gerçekleşecek.

KOCA BİR HAYAT İÇİN 3 SAAT

"3 SAAT" belgeseli adını her yıl yaklaşık bir buçuk milyon insanın üniversite okumak için girdiği Öğrenci Seçme Sınavı'nın süresi olan 180 dakikadan almaktadır. "3 SAAT" 2004 yılında ÖSS'ye giren iki milyona yakın adaydan, altısının bir yıl boyunca süren mücadelesini anlatan bağımsız ve kâr amacı taşımayan bir belgeseldir. ÖSS'ye hazırlanan adayların bir senelik maratonu sırasında yaşadıkları endişeleri, heyecanları, idealleri, hayal kırıklıklarını konu alan belgesel, Türkiye'de ÖSS sürecinden geçmiş ya da geçecek olan her bireyin yaşamından kesitler sunuyor. Belgeseli izleyen seyirci, hem adayların ÖSS uğruna verdiği savaşı izleyecek, hem onların yaşamından bir parça bulacak, kendi deneyimlerini hatırlayacak ve belki de artık kendine sormadığı soruları tekrar sormaya başlayacak.

Belgesel ile ilgili detaylı bilgiye adresinden http://www.3saat.net/ ulaşılabiliyor.
Gösterim ücretsizdir.

Yapımcı: Serdar Değirmencioğlu
Yönetmen: Can Candan
Tarih: 19 Şubat 2009- Perşembe
Saat: 17.00/ 19.00- 3 Saat Belgesel gösterimi
19.00/ 20.00- Serdar Değirmencioğlu ve Can Candan ile söyleşi
Yer: Koç Üniversitesi, Rumeli Feneri Kampüsü, Sarıyer � Sevgi Gönül Kültür Merkezi

ÖSS Numarası Tarihe Karıştı

Üniversiteye giriş sınavlarına giren her aday için hayatında önemli bir yere sahip olan ÖSYM numarası bu yıl itibariyle tamamen tarihe karıştı.

2003 yılından bu yana T.C. Kimlik numaraları ile işlem yapılan ÖSS'de, 1983-2002 yıllarında sınavlara giren adaylardan istenen ÖSYM numaraları, bu yıl itibariyle artık istenmeyecek.

ÖSS 2009 için başvurular bugün başlarken, başvuru formunda da geçen yıla göre küçük bir değişiklik yapıldı. 2002 yılına kadar üniversiteye giriş sınavlarında her aday için öneme sahip olan "ÖSYM Numarası" kısmı tamamen kaldırıldı. TC Kimlik numarasının her alanda kullanılmaya başlanması ile 2003 yılından bu yana üniversiteye giriş sınavlarında da T.C. Kimlik Numarası kullanılmaya başlanmıştı.

1983-2002 yılları arasında sınava girmiş olan ve daha sonraki yıllarda da sınava giren adaylar ise daha önce aldıkları 10 haneli ÖSYM Numarası'nı ÖSS Aday Bilgi Formu'nda yer alan "ÖSYM Numarası" kısmına yazıyordu. Ancak, 2009 ÖSYS Aday Bilgi Formu'nda artık "ÖSYM Numarası" kısmı da tamamen kaldırıldı. Bundan sonra 1983 ile 2002 yılları arasında üniversiteye giriş sınavına girerek ÖSYM numarası alan adaylar, bu yıl sınava girmeleri halinde artık bu numarayı yazmayacaklar.

ÖSYM, bu şekilde artık, üniversiteye giren birçok adayın hayatında da önemli bir yere sahip olan ÖSYM numarasını tamamen tarihe karıştırmış oldu. ÖSYM Numarası, tahtını T.C. Kimlik numarasına kaptırmış oldu.

 


PÜF NOKTASI

 Pufnokta

Pufnokt

 

ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUKLARIN ÖZELLİKLERİ

 üstün

A- Bedensel Özellikleri:
1- Grup olarak beden yapıları ve sağlık durumları bakımından yaşıtlarına oranla üstündürler.
2- Doğumda normal çocuklardan daha ağırdırlar.
3- Boy ve ağırlık bakımından normal çocuk grubunun üstündedirler.
4- Erken yürür ve erken konuşurlar.
5- Duyu organı bozuklukları bedensel sakatlık diş deformasyonu vb. normal çocuklara göre daha az rastlanır.
6- Ortalama ölüm yaşı daha yüksektir.
7- Hastalıklara karşı daha dayanıklıdırlar.

B- Zihinsel Özellikler:
1- Çabuk ve kolay öğrenirler.
2- Kelime hazineleri çok geniştir bildikleri kelimeleri kolaylıkla kullanırlar.
3- Zihinsel işlemleri kolaylıkla başarırlar.
4- Genelleme yapmada ilişkileri görmede bilgilerin transferinde mantıki çağrışımlarda ileridirler.
5- Soyut fikirlere karşı ilgileri fazladır. Dikkatleri devamlıdır.
6- Akademik konularda yaşıtlarından 1 - 2 yıl ileridirler.
7- Her alandaki okul çalışmalarında normalden 1 - 2 yıl üstündürler.
8- Sınıf düzeylerinin 1-2 yıl üstündeki kitapları okumaktan hoşlanırlar ve anlarlar.
9- Diğer çocukların farkında olmadığı pek çok alanda bilgi sahibidirler.
10- Fazla çalışmaya gerek duymadan duyduklarını ve okuduklarını uzun zaman belleklerinde tutarlar ve hatırlarlar.
11- Çok soru sorarlar ve ilgi alanları geniştir.
12- Çoğunlukla okula başlamadan önce okuma - yazma öğrenirler.
13- Pratik bilgileri çoktur.
14- Hazır cevaptırlar uyanık ve girgindirler.

C- Sosyal Özellikleri:
1- Arkadaşları arasında popülerdirler.
2- Kolayca arkadaşlık kurabilirler. Arkadaşlarını kendilerinden yaşça 2-3 yaş ileri olanlardan seçerler.
3- Grup içinde lider olabilirler başkalarına tabi olmaktan hoşlanmazlar.
4- Okula karşı isteklidirler ders dışı uğraşılara katılmaktan zevk alırlar.
5- Ders uğraşılarının yanı sıra sosyal uğraşılar sportif faaliyetler şiir hikaye ve resim alanlarında çalışmaktan hoşlanırlar.
6- Nüktedandırlar yerinde hikaye ve fıkra anlatmaktan hoşlanırlar.
7- Kendilerine ait orijinal ilgileri vardır.
8- Yeni ve değişik durumlara kolay ve çabuk uyarlar.

 

 

I. Ulusal Matematik Eğitimi Öğrenci Kongresi

17 - 19 Nisan 2009 tarihleri arasında Kocaeli Üniversitesi Eğitim Fakültesince "I. Ulusal Matematik Eğitimi Öğrenci Kongresi" düzenlenecektir.

Konaklama Bilgileri

Kongrenin; Kocaeli Üniversitesi Umuttepe Yerleşkesi (Cuma) ve Derbent Uygulama Otelinde (Cumartesi - Pazar) yapılması planlanmaktadır.

Katılımcıların Cuma ve Cumartesi akşamları için Derbent Uygulama Otelinde kalmaları planlanmıştır. Otel ücreti bir kişi için 40 TL olarak belirlenmiştir. Ücrete 2 gece konaklama (Cuma ve Cumartesi) ve kahvaltı (Cumartesi ve Pazar) dahildir.

Otel ile ilgili bilgileri http://www.derbentotel.com/ adresinden edinebilirsiniz.

Derbent uygulama otelinin kapasitesinin yetmeme ihtimaline karşı önce bildiri sunacak olan katılımcılara, daha sonra da kaydını tamamlayan katılımcılara öncelik verilecektir. Ön kayıt için doldurulması gereken başvuru formunun ilgili bölümünde otelde kalma isteğinizi belirtebilirsiniz.

Otelin kapasitesinin aşılması durumunda yer bulamayan ya da otelde kalmak istemeyen katılımcılar konaklamalarını kendileri sağlayacaktır.

Kocaelide kalabilecekleri alternatif konaklama yerlerinin listesi ve telefon numaraları kısa bir süre içerisinde bildirilecektir.

Kocaeli Öğretmen Evinde konaklamak isteyen katılımcılar, aşağıdaki siteden bilgi alabilirler.
web sitesi: http://www.kocaeliogretmenevi.com/


Kongre Programının Özeti

17 Nisan 2009 Cuma;

Kongrenin açılış günü Kocaeli Üniversitesinin Umuttepe Yerleşkesinde gerçekleştirilecektir. Program kapsamında; Açılış ve Protokol konuşmalarına, Çağrılı konuşmaya, Yerleşke tanıtımına, Akşam Yemeğine, Kahve arasına ve Sosyal Etkinliğe yer verilecektir.


18 Nisan 2009 Cumartesi;

Kongrenin ikinci günü Derbent Uygulama Otelinde gerçekleştirilecektir. Program kapsamında; Çağrılı konuşmalara, Öğrenci sunumlarına, Kahve aralarına, Öğle yemeğine yer verilecek ve akşam vaktide İzmit de sosyal etkinlik yapılacaktır.


19 Nisan 2009 Pazar;

Kongrenin son günü de Derbent Uygulama Otelinde gerçekleştirilecektir. Program kapsamında; Öğrenci sunumlarına, Kahve aralarına, Öğle yemeğine yer verilecek ve Kongrenin değerlendirmesi, serbet kürsüsü yapılarak kongrenin kapanışı yapılacaktır. Kongrenin bitişi ardından dileyen katılımcılar pazar akşamında yapılacak sosyal etkinliğede katılabileceklerdir.

Matematik eğitimine gönül vermiş, bu alanda yaptığı çalışmaları paylaşmak yada yapılan çalışmalardan faydalanmak isteyen tüm arkadaşlarımızı kongremize bekliyoruz..

Ayrıntılı bilgi için: http://www.kouegtmat.org

 

 

Soyut Evren

Matematikte eksi sayıların bulunması, geometride soyut uzayların olduğunu ve fizikte de antimadde denen eksi bir maddenin var olduğunu bildiriyordu. Örneğin, Kuantum teorisyenlerinden Schrödinger'in denklemlerinin artılı çözümünden başka eksili çözüm verdiğini gören Dirac eksi yüklü elektronun bir de artı yüklüsünün (pozitron) olduğunu göstermiştir.

 

 

Evrende her şey matematiktir ve sayılara dayanır ve matematiğin var dediği her şey, eninde sonunda bulunur (mesela Antimaddenin bulunuşu). 

İşte nasıl ki negatif sayılar antimaddeyi haber verdiyse soyut (imaginer/hayali) sayılar da SOYUT KÜTLEYİ yani TAKYONLARın olduğunu bize haber verir. 

Takyonların bulucusu Bilaniuk “TacHYon” sözcüğünü Yunanca’daki Tachys (çok hızlı) sözünden türettiğini söylese de Arapçadaki “TaHaYyül”/ hayal kelimesi ile de etimolojik olarak aynı kökten gelmektedir. Soyut sayıların ismi de zaten “Hayali” sayılardır. 

V -1 (kök -1) gibi bir hayali sayının ne anlama geldiğini -60 kg, -177 cm’lik bir insanı düşünerek anlayabiliriz. Kısacası, bizim evrenimizde ne varsa, orada her şey bunun eksisidir. Soyut bir sayı, soyut bir uzunluk, soyut bir geometri ve SOYUT BİR KÜTLE. 

Soyut kütle bu durumda, bildiğimiz evren cetvel, saat ve terazisiyle ölçülemez. Çünkü terazilerimiz sıfırdan daha aşağısını, cetvellerimiz eksi 177 cm.yi, soyut bir uzayın eksi kaç metrekare yada eksi kaç metreküp olduğunu ölçemezler. 

Bildiğimiz SOMUT kütlenin karşısındaki evren SOYUT evrendir. Yani öteki ile bu evren birbirinin aynadaki hayalidir. Ve bir gözlemci hangi tarafta bulunuyorsa o kendinin gerçeğidir. Hangi evrendeysek orası gerçektir ve gerçeğimizdir. 

Takyonlar bu soyut âlemin yapıtaşı anlamındadır. Yani, evrenimizi kuantlar/sicimler; soyut evreni de takyonlar kurmaktadır. 

Takyonlar ışıktan milyonlarca kez hızlıdırlar. Işık hızına indiklerinde takyon olmaktan çıkar ve kaybolurlar. 

Kütleleri sıfırdan küçük, uzunluk ve boyutları sıfırın eksi yönünde yer alır. Işık hızından kat kat hızlı gönderilen bir kiloluk eşya, eksi bir kilo olarak görünmez olur. 

Işıktan daha hızlı gitmeleri sonucu Takyonların zamanı tersine akar. Nedensellik tersine dönmüştür. Sonuç, Nedenden önce gelir. Işık hızına doğru saatimiz yavaşlar, tam ışık hızında durur ve ışık hızını aşınca da geriye doğru çalışmaya başlar. Yani “Zaman oku” tersine döner. 

Takyonlar bizim nedenimizden önce yer almaktadır. Yani biz bir şeyi daha düşünmeden, o şey zaman içinde gerimize gider ve daha düşündüğümüz sırada o şey düşünce alanımızda belirir. 

Bir de Takyonlara eklenen itici enerji, onları hızlandıracağına frenler. Biz bir maddeyi, mesela bir kayayı itiyorsak hızlanır. Oysa soyut bir kayayı (Takyondan oluşmuş bir kaya) ittiğimizde hızlanmaz TERSİNE YAVAŞLAR. Onu sonsuz bir kuvvetle itsek bile o kaya öylesine yavaşlar ki, sonunda durur. Yani, Takyonlar ittikçe yavaşlayan, hızlandırılmaya çalışıldıkça hareketsizleşen bir yapıya sahiptirler. 

Takyon yasaları bizimkinin tersi olduğu için ısı ölümü söz konusu değildir. ORADA, termodinamik yasalar ve entropi tersyüzdür. Isının kendisi tüketilmez, ÜRETİLİR. Takyonlar enerjinin kendisini üretirler. Bizim enerjimiz (1) harcandıkça kesirleşip (1/2, 1/4…) küçülerek sıfıra yaklaşmakta ve ısı ölümüyle bitmektedir. Öteki enerji (1) ise, sürekli artmakta ve 2, 4, 8, 16... sonsuza büyümektedir. 

Bilaniuk denklemlerinde, takyonların ışık hızını aşmalarının rölativite teoremine aykırı olmadığını da göstermiştir. İki evrenin hızları birbirine bakışıktır ve bu simetri rölativiteye aykırı değildir. Buna göre, Takyonlar ışıktan milyonlarca kez hızlıdır ama bizim, maddenin ışık hızını geçemeyişimiz gibi, Takyonlar da hızlarını ışık hızının altına düşüremezler. Işık hızı iki taraf için de sınırdır. Böylece rölativiteye olan aykırılık ortadan kalkmış olur. 

Eksi/soyut kütle Çekim etkisine de girmediğinden Takyonların uzayı Riemann modeli (bizim evrenimiz)ndeki gibi KÜRE değil, SEMER biçimindeki Lobatçevski uzayı benzerindedir. Yani açık evrendir ve bir daha başladığınız noktaya dönemeden sonsuza açılırsınız. Çekim etkisiyle bir uzay büzüşür. Fakat takyonlar, uzayı büzmediği gibi tam tersine gererler, eğriliği düzeltirler. Böyle bir uzay, kenarları olmayan sonsuz bir evren (Lobatçevski evren modeli)dir. Bizi dışımızdan kuşatır ve içimizde de her noktada yer alır. 

Ve aynı zamanda çekim etkisine girmeyen bir takyon da kuantlaşamaz, soyut parçacık oluşumu, kesintilik yoktur. Bu yüzden TAKYONLAR PARÇACIK halinde değil, BÜTÜNSEL/TÜMEL yapıdadırlar. Takyonlara parçacık denilemez. Takyonları oluşturan sonsuz enerji, orada kuantlaşamaz (Noktasal değil, bütünseldir). 

Takyonlar aynı zamanda, 5.BOYUT olarak, evrenimizi anlamlandıranın BİLİNÇ/RUH ve din terminolojisinde MELEKler olarak adlandırılan varlıkların boyutudur ve artık BİLİMSEL olarak açıklanabilir hale gelmektedirler.

 

matematik etkinlikleri etkinliklerle matematik matematik etkinlik örnekleri sbs matematik örüntü ve süslemeler eğlenceli matematik etkinlik arşivi