Anne babalara tavsiyeler
İlköğretimde öğrencilerin başarısı için öğretmene düşen görevlerin yanında anne-babaya düşen görevler de vardır. Fakat başarıda asıl belirleyici unsur öğrencinin kendisidir. Öğretmenlerin önemli bir kısmı, mesleğe başladıktan uzun yıllar sonra geri dönüp baktıklarında ilk öğretmenlik yıllarında ilkokul öğretmenlerinin davranışlarını taklit ettiklerini fark ederler. Bu durum bize ilköğretimin öğrenci için ne anlam ifade ettiği konusunda önemli ipuçları vermektedir.
Öncelikle çocuklarımızın yüksek başarısı için inanmamız ve farkında olmamız gereken ilkeler şunlardır:
Her çocuk kendine özgü yaratılmıştır. Öğrenme süreci her öğrencinin öğrenmesini kolaylaştıracak şekilde tasarlanmalıdır.
"Öğrenmeyi öğrenme" becerisini kazandırmak öncelikli hedeftir. İnsanlara her gün bir balık vereceğimize balık tutmasını öğretmeliyiz. Bunun için okuma alışkanlığı yoluyla bilgi ve kavramlar; karakter eğitimi yoluyla değerler; uygulama yapılması yoluyla beceriler geliştirilmelidir.
Her bilgi, öğrencinin kendisi tarafından keşfedilmelidir. Öğretmen ve anne-baba öğrenmek amacıyla soru sorarak (imtihan etmek için değil), görüş alışverişinde bulunarak, öğrencinin düşünme ve bilgiyi keşfetme becerisini geliştirmelidir. Hiç bir bilgi sizin keşfettiğiniz bilgi kadar değerli değildir. Tanımlardan uzak durmalı, çocuğa sorular sorarak cevapları bulması sağlanmalıdır.
Daha iyi öğrenme sonuçları elde edebilmek için öğrencilerin öğrenmeyi istemeleri sağlanmalıdır. Bunun için öğrencinin öğrendiği önceki bilgileri hatırlaması sağlanmalı ve bu bilgileri kullanmasına fırsat verilmelidir. İnsanın bilgileri hatırladığını ve onları kullanarak bir eser ortaya koyduğunu görmesi, öğrenmek için daha istekli olmasını sağlar.
Her çocuk farklı yaratılmıştır. Dolayısıyla her çocuk farklı yöntem ve teknikle daha iyi öğrenir. Öncelikle öğrencinin hangi yöntem ve teknikle öğrenebildiğini tespit ederek eğitim - öğretim materyallerimizi bu özelliklere göre hazırlamalıyız. Örneğin; görerek ve duyarak öğrenen bir çocuk için not tutturarak (yazdırarak) öğretmeye çalışmak tam bir işkenceye dönüşecektir.
Anne-babalar olarak neler yapmalıyız
Çocuklarımızı en iyi biz tanıyoruz. Okulla ilgili hoşlandığı veya hoşlanmadığı şeyleri onlarla konuşmalıyız. Başarısızlık nedenlerini tespit etmeliyiz. Öğretmenleri ve rehber öğretmenleriyle iletişim kurarak yüksek başarı kazandıracak yöntem ve tekniklerde mutabık kalmalıyız.
Henüz derste işlenmemiş yeni konuları öğretmeye çalışmamalı bunu öğretmenlerimize bırakmalıyız. Görevlerde (ödevlerde) sadece yönlendirici soru sorarak ve geçmiş öğrenmelerini hatırlamasını sağlayarak katkıda bulunmalıyız. Çünkü beyin tembelliği alışkanlık haline gelebilir. Bu bizim görevimiz değil çocuğumuzun görevidir.
Eğer öfkelenmeyeceksek çocuğumuza katkı yapmaya çalışmalıyız. Çocuğumuzun en büyük korkularından biri bizim sevgimizi ve güvenimizi kaybetmektir. Küçümseme, eleştirme, yargılama, emsalleriyle karşılaştırma, başarısızlıkla suçlama, çocuğumuzun özgüvenini kıracak, önemli yeteneklerinin körelmesine neden olacaktır. Her fırsatta onu takdir ettiğimizi fark ettirmeliyiz.
Varsa okulla ilgili yaşadığı duygusal sorunlarında çocuğumuza yardımcı olmalıyız. Bunun için çocuğumuza özel zamanlar ayırmalı; onunla konuşmalı, dertleşmeliyiz. Çünkü öğretmenini ve arkadaşlarını sevmesi yeni öğrendiği bilgi ve becerileri de severek kullanmasına katkıda bulunacaktır.
En önemli görevimiz örnek olmaktır. Düzenli olarak okuyarak örnek olmalıyız. Televizyon ve vb. eğlence araçlarını önce kendimiz sonra çocuklarımız için sınırlandırmalıyız. Bilgi kavramlarla öğrenilir. Okumak, kelime ve kavram hazinemizi arttırarak daha hızlı ve kalıcı öğrenmemizi sağlar.
Hayat boyu öğrenme için, "öğrenmeyi öğrenme" becerisini kazandırmak en önemli hedefimiz olmalıdır.
Nasıl daha başarılı olabilirsiniz?
Sevgili gençler; Bugüne kadar başarılı olan pek çok insanın hayat hikâyesini öğrenmiş veya duymuşsunuzdur. Peki, onları hayatın akışı içinde kaybolup giden başarısız insanlardan ayıran neydi biliyor musunuz?
"Eğer bir işi başarabileceğine inanıyorsan, ne kadar güç olursa olsun, başarırsın. Ama kendini, dünyadaki en basit bir şeyi yapamayacak biri olarak görürsen, köstebek tepecikleri bile senin tırmanamayacağın kadar yüksek tepeler halinde görülür."
Emile Coue'nun bu sözleriyle sorumuzu yanıtladığımızı düşünüyorum. Unutmayın sevgili gençler; sizleri de ÖSS'ye hazırlanırken diğer arkadaşlarınızın gerisinde bırakan birçok olumsuzluk sayabiliriz. Ama bunların hiçbiri başarısızlıkta tek etken değildir. Sizler hayatta hangi işe teşebbüs ederseniz edin, önünüzdeki en büyük engel yine sizsiniz. Çünkü teşebbüs ettiğiniz işle ilgili kafanızda yarattığınız olumsuz düşünceler, içinden çıkamadığınız başaramama korkusu, güvensizlik, yetersizlik endişesi vb. bütün bunlar aşılması zor olan büyük engellerdir ve ne yazık ki, bunların hepsinin mimarı yine sizsiniz. Pek çok kişi bu tür olumsuzluklara yol açan zihin durumunu ve aklından geçenleri kontrol edemeyeceğini düşünür. Oysa zihinsel faaliyetlerinizi ve davranışlarınızı, rahatlıkla kontrol edebilecek kapasitedesiniz. Peki, bunu nasıl yapabilirsiniz? Tabii ki bilinçaltını kullanarak... Çünkü bilinçaltı pek çok yönden inanılmaz derecede güçlü olmasına rağmen insanı kolaylıkla da şaşırtılabilmekte ve söylenen her şeye inanabilmektedir. Bilinçaltınızı yönlendirmek tamamen sizin elinizdedir. Eğer sizler başaramama korkusuyla yatıp kalkarsanız ve "konu eksiğim çok fazla, sürekli dikkatsizlik yapıyorum, sınavlarda hep heyecanlanıyorum, yine başaramayacağım" tarzında olumsuz düşünceleri dile getirirseniz bilinçaltınız söylediğiniz bu sözlere inanır ve ne yazık ki korktuğunuz şey başınıza gelir başarısızlık! Bu nedenle başaramama korkusunu ve beraberindeki bütün olumsuz düşünceleri zihninizden silip atın. Siz sadece olumlu şeyleri düşünmeye gayret edin, başardığınızı ve bunun sonucundaki olumlu her şeyi hayal edin yani kısaca başarıyı içinizde yaşamaya çalışın. Göreceksiniz her şey daha güzel olacak!
Sevgili gençler; insanlar inanmadıkları şeylerin peşinden koşmazlar. Çünkü inanç olmazsa yapılan hiçbir işten verim alınamaz. Aynı şekilde siz de ÖSS'yi kazanacağınıza gerçekten inanırsanız bu sizin çalışma potansiyelinizi belirler ve sizi inanılmaz derecede güçlü ve enerjik yapar. Henry Ford'un dediği gibi: "Yapabileceğinize de inansanız, yapamayacağınıza da inansanız haklı çıkarsınız."
İşte bu nedenle başarınıza engel olacak her türlü olumsuzluğu içinizden uzaklaştırın, elinizin tersiyle bir kenara itin ve bu tür olumsuz düşünceleri kendinize yasaklayın. Güçlü olun. Gerçekten isterseniz kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. Artık bütün olumsuzlukları süresiz bir tatile göndermenin zamanı geldi de geçiyor. Derin bir nefes alın ve ileriye doğru bakın, başarı sizi bekliyor.
Peki, hedef belirlemek size ne kazandırır?
4 Hedef belirleme kendinizi kontrol altında tutmanıza imkân sağlar.
4 Sizi gelişigüzel olayların akışına kapılmaktan alıkoyar.
4 Sizde belirlediğiniz hedeflere ulaşmak için davranış biçimleri geliştirir.
4 Tertipli ve düzenli olursunuz.
4 Planlı ve programlı çalışma alışkanlığı kazanırsınız.
O halde bir an önce hedefinizi netleştirin. İleride ne olmak istiyorsanız bunu büyük bir kâğıda yazın ve size bunu sürekli hatırlatması için çalışma masanızın tam karşısına asın. Bu davranış, hedefinize ulaşma yolunda uyarıcı görevi yapacak ve sizi sürekli canlı tutacaktır. Başarılı olmuş insanların tamamı belli hedefleri olan insanlardır.
Mevlana ne güzel söylemiş: "Gayesi olmayanın varlığından şüphe ederim". Aslında hedef belirleyememek bir yerde kendine güvensizliğin işaretidir de. Ne yazık ki, üniversiteye hazırlık süreci kendine güvensizliği affetmez. Sizler gideceğiniz limanı bilmelisiniz. Rüzgârı arkanıza alarak geleceğe ümitle yürümelisiniz.
Sevgili gençler, hedef belirlemek şart dedik ama doğru hedefi belirleyebilmek çok önemli. Ulaşamayacağınız hedeflerle asla zaman kaybetmeyin. Çünkü gücünüzü aşan hedefler sizi başarısızlığa ve dolayısıyla da mutsuzluğa sürükler. Güveninizi kaybedersiniz ve çalışmanız gereken derslerden uzaklaşırsınız. Sadece gerçekçi bir hedef sizi başarıya ulaştırır. Bu nedenle kendinize karşı dürüst olun. Gücünüzü ve olanaklarınızı doğru tespit edin. Bu sizi gerçekçi bir hedefe ulaştıracaktır.
Önce hedefinizi belirleyin!
"Amacını açık seçik belirlememiş bir kişi dümeni olmayan bir gemiye benzer. Gemi sürekli yol alır, içindekiler çalıştıklarını zannederler. Ancak geminin akıbeti şans ve kadere kalmıştır. Böyle bir gemi kayalara çarparak parçalanacağı gibi, hiç ilgisiz bir limana da gidebilir. Hiçbir rüzgâr onun için yararlı olamaz." Seneca
Her insanın kendine özgü yaşam hedefleri vardır ve herkes bu hedeflere ulaşmak ister. Hedef belirlemek insanların zihinlerindeki bulanıklığı ortadan kaldırır ve düşüncelerini netleştirir. Bu nedenle hedefi belli olan öğrenciler hedeflerine doğru ilerlerken, hedefleri olmayan öğrenciler de Seneca'nın da söylediği gibi rotası belli olmayan bir gemi gibi yaşam denizinde amaçsız bir şekilde dolaşır dururlar. Bu amaçsızlık ne yazık ki yer yer ümitsizliğe ve ÖSS için yeterince çalışamamaya da neden olur. Unutmayın ki başarıya ulaşmanın ilk şartı, hedef belirlemektir. Öyleyse önce yaşamdan ne beklediğinize karar vermelisiniz ve rotanızı çizmelisiniz.
milli gazete