| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

etkinliklerle matematik

Yazılar

Engellilere internette e-ğitim

Engelsiz Meslek Eğitim Projesi (EMEP) ile engellilere internet üzerinden ücretsiz meslek eğitimi veriliyor. Proje ana sponsoru Element Eğitim'den yapılan açıklamaya göre, EMEP, engellilere zaman ve mekan olgularından bağımsız olarak interaktif yapıda öğrenim olanağı sunuyor. Projede, öğretim elemanları ile öğrenciler canlı olarak internet üzerinde ders işleyebiliyor. Programlara katılmak isteyen engelliler www.engelsizmeslekegitimi.org adresinden kayıt yaptırabiliyor.

 

sabah 

Türkiye'de 26 yıldır pedagog yetişmiyor

Türkiye'de 26 yıldır pedagog yetişmiyor. Çünkü 1982'de yürürlüğe giren 2547 sayılı kanun ile üniversitelerdeki pedagoji bölümleri kapatıldı ve eğitim bilimleri fakültesine çevrildi. 



Burada amaçlanan, bütün üniversite mezunlarına öğretmenlik yapabilecek eğitimi vermekti. O dönemden sonra açılan psikolojik danışmanlık ve rehberlik (PDR) anabilim dalı çatısı altındaki bölümlerden mezun olanlara da 'pedagog' unvanı verilmiyor. Pedagoji, aslında tüm dünyada 'çocuk bilimi' anlamında kullanılsa da ülkemizde 'eğitim bilimi' olarak karşılık buluyor. Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre pedagog da 'eğitimci' manasına geliyor. Bu yüzden yıllarca eğitim bilimleri başlığı altında verilen pedagojik formasyon sürecinde çocukların nasıl eğitileceği öğretildi. Ancak, pedagojinin asıl sahası olan terbiye ve davranış bilimleri alanında çocukların yönlendirilmesi, ölçme ve değerlendirilmesi, buna dair yapılacak araştırma ve istatistik çalışmaları eksik kaldı. 

PDR'ci pedagog değil... 

Yüksek Öğretim Kurulu'ndan (YÖK) ZAMAN'a yapılan açıklamaya göre, pedagog bulunması zorunlu olan çocuk mahkemeleri, çocuk ıslahevleri ve sosyal hizmetler çocuk esirgeme kurumları gibi birçok alana, eğitim fakültelerinin öğretmen yetiştirme programları ile eğitim bilimleri lisans programlarından mezun olan kişiler atanıyor. 1982 öncesinde pedagoji enstitüsünde çok ciddi bir eğitim verildiğini söyleyen pedagog Prof. Dr. Haluk Yavuzer, temel dersler aynı olsa da pedagojinin alt dallarında uzmanlaşma eksiği yaşandığı için 26 yılda bu bilim dalında büyük bir boşluk oluştuğunu ifade ediyor. Yavuzer'e göre, 82 öncesinde pedagoji öğrencileri, didaktik ruh sağlığı, karakter formasyonu, çocuk gelişimi ve eğitimi konularında dersler görüyorlardı. Bu derslerin yanında psikoloji, sosyoloji, felsefe, psikiyatri gibi yan dallarda da sertifika alarak, eğitim bilimleri, çocuk gelişimi ve psikolojisiyle ilgili donanımlı olarak bitiriyorlardı fakülteyi. Okulöncesinden başlayıp ergenlik dahil olmak üzere çocuk ve gençle hem kuramsal düzeyde bilgilenme ilgilenme fırsatı buluyor, hem de sorunlu çocuk ve gençle birebir çalışma, vaka analizi yapma imkânı oluyordu. 1982'den sonra ise eğitim bilimleri formatı değiştirilerek 'çağdaş öğretmenin yetişmesi için gerekli olan asgari bilgileri verebilecek bölüm oluşturulmaya' çalışıldı. Yavuzer, o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı'ndan bir yetkilinin kendisine 'Siz bilim adamı yetiştiriyorsunuz; ama bizim öğretmene ihtiyacımız var.' dediğini belirtiyor. 

"PDR anabilim dalı çatısı altında o dönemdeki gibi doyurucu eğitim veriliyor diyemem." ifadesini kullanan Prof. Dr. Haluk Yavuzer, halihazırda verilen eğitimin hocaların kalitesine göre değiştiğini söylüyor. Yavuzer şöyle konuşuyor: "Pedagogların bu toplum içinde konumlarını, statülerini, mesleklerini sürdürememelerinin bir boşluk olduğunu düşünüyorum. Bugünkü çağdaş programda çok önemli dersler olmakla birlikte, alanla ilgili spesifik konuların ihmal edildiğini görüyoruz. Eksikliğin olduğunu söyleyebilirim. Donanımlı bir pedagog yetişmiyor. Yıllardan beri bunun mücadelesini veren bir insanım. Çocuk istismarında pedagog açığının etkisinin olduğunu söyleyebiliriz. Eğer yönlendirici bir uzman rehber olsaydı bu sıkıntılar bu düzeyde olmazdı. Çocuklara yönelik duygusal ve fiziksel ihmal ve cinsel istismarı da kapsayan olayların, hatta geçmişte sosyal hizmetler kurumları bünyesinde basına intikal etmiş olayların da bundan kaynaklandığını düşünüyorum." 

Uzmanlaşma eksiği var 

Pedagoji eğitimini Hollanda'da alan Fatih Üniversitesi Öğretim Görevlisi Adem Güneş de, Türkiye'de aynı kalitede eğitim görme imkânı olmamakla birlikte, kendi ülkesinde bu bilim dalında uzmanlaşmak isteseydi 'pedagog' sıfatı taşıyamayacaktı. Çünkü, PDR bölümlerinden mezun olan kişiler ancak 'rehber öğretmen' sıfatıyla ihtiyaç duyulan kadrolarda görev alabiliyor. 

Pedagoji eğitiminde temel dersler aynı olmakla birlikte uzmanlaşma alanlarının her ülkenin ihtiyacına göre değiştiğini belirten pedagog Adem Güneş, Türkiye'de uzmanlaşma eksiği olduğunu söylüyor. Örneğin, bir medya pedagogu veya anormal davranışlarla ilgilenen orthopedagoji alanında derinleşmenin olmadığını ifade eden Güneş, pedagoji biliminin toplum için önemini şöyle anlatıyor: "Bir medya pedagogunun bulunmaması, çocuklarda davranış sapmalarını analiz eden orth=opedagogun olmaması veya farklı kültürden çocukların bir arada sorunsuz yaşamasını inceleyen transkültürel pedagojinin bilinmiyor oluşu Türkiye'nin geleceği açısından ciddi sorundur. Türkiye'de pedagoji denilince akla "eğitim bilimi" geliyor. Halbuki eğitim pedagojisi bu bilimin sadece bir alt branşıdır. Pedagojinin asıl sahası normal ve anormal davranışlar ile terbiyedir. Bir çocuğun davranışının "anormal" olup olmadığının tespitinde, içinde yaşanılan toplumun din, kültür, örf, gelenek, ahlak, kültür gibi bölgesel ve evrensel kabul gören değerleri ölçü alınır. Siz kendi ülkenizdeki pedagoji bilimini kaldırırsanız, başka ülkelerdeki normları esas almış olursunuz. Çocuk eğitimi ile ilgili doku uyuşmazlığı ve sorunlar yaşarsınız, şu an Türkiye'de yaşanan sorun da budur." 

Pedagog unvanını YÖK vermiyorsa kim veriyor? 

26 yıldır Türkiye üniversitelerinden 'pedagog' unvanı verilecek mezunlar olmamasına rağmen bugün danışmanlık merkezlerinde, özel eğitim kurumlarında 'uzman pedagog' sıfatıyla birçok kişi çalışıyor. Yazılı ve görsel medyada fikirlerine başvurulan bu kişiler yayınladıkları kitaplarla da anne-baba ve eğitimcilere yol gösteriyor. Bu alanda bir denetimsizlik yaşandığını belirten Prof. Dr. Haluk Yavuzer, "4 yıllık eğitim görüp bu sıfatı kullananlar hasta görebiliyor; ama arayan soran yok. Şu anda bir kişinin pedagog unvanı kullanabilmesi için doktorasını yapmış olması gerekir." diyor. Pedagog Adem Güneş de, pedagojinin alt dallarında uzmanlaşan kişilere hak ettikleri 'pedagog' unvanının YÖK tarafından verilmesinin suistimallerin önünü kapatacağını belirtiyor. 

zaman

UZAKTAN EĞİTİM YAYGINLAŞTIRILIYOR

Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimin uzaktan yapılmasına yönelik çalışmaların ilk ayağını tamamladı. 

Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimin uzaktan yapılmasına yönelik çalışmaların ilk ayağını tamamladı. Video konferans sistemi ile ilk olarak öğretmen eğitimine başlayan Bakanlık, 7 okulda Video Konferans sistemini yaklaşık 500 bin dolarlık yatırımla tamamladı. Uygulama yakın zamanda genişletilecek. 

Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimin uzaktan yapılmasına yönelik çalışmaların ilk ayağını tamamladı. Video konferans sistemi ile ilk olarak öğretmen eğitimine başlayan Bakanlık, 7 okulda Video Konferans Sistemini yaklaşık 500 bin dolarlık yatırımla tamamladı. 154 öğretmenin uzaktan eğitimi ile başlayan uygulama yakın zamanda genişletilecek. 

Milli Eğitim Bakanlığı, “Modbus” adı verilen sistem ile eğitimin uzaktan yapılmasına yönelik çalışmalarında ilk adımı tamamladı. Bakanlık, ilk olarak sanayi yoğun ve kalkınmada öncelikli bölgelerinden belirlenen 7 adet endüstriyel teknik öğretim okulu bünyesinde video konferans sistemi kurdu. Daha fazla sayıda öğrenci, öğretmen ve idarecilere meslek alanlarının gerektirdiği güncel bilgi ve becerilerin kazandırılmasının amaçlandığı proje kapsamında Ankara İskitler Anadolu Teknik Lisesi, Antalya Merkez Anadolu Teknik Lisesi, Gaziantep Mehmet Rüştü Uzel Anadolu Teknik Lisesi, İstanbul Tuzla Anadolu Teknik Lisesi, İzmir Mazhar Zorlu Anadolu Teknik Lisesi, Trabzon Merkez 80.Yıl Anadolu Teknik Lisesi ve Van Merkez Anadolu Teknik Lisesinde Video Konferans Sistemi kuruldu. Sistemin ana merkezi olarak Ankara İskitler Endüstri Meslek Lisesi seçilirken, projenin ilk ayağı için 448 bin dolar harcandı. 


Modbus'un kullanımı ile ilgili olarak ise 154 öğretmene eğitim Japon uzmanlar tarafından hazırlanan program çerçevesinde Modbus kullanılarak uzaktan eğitim verildi. Video Konferans Sitemi aracılığı ile yapılan eğitimde öğretmenlerin konuyu kendi aralarında tartışmaları da sağlandı. 

Projenin ilk ayağında projenin uygulanmakta olduğu okul öğretmenlerinin ihtiyaç duyduğu teknik bilgi Modbus aracılığıyla “seminerler” yapılarak aktarılacak. 

Bakanlık seminerler sayesinde projenin yaygınlaştırılmasını amaçlarken, okullardaki problemlerin de sistem sayesinde öğrenilerek giderilmesini planlıyor. 

 

haberaktüel

SBS'deki 'başarı puanı' mağduriyetine e-okul çözümü

 x-watch

 

SBS'de özellikle Yılsonu Başarı Puanı (YBP) konusunda ortaya çıkan ve birçok öğrencinin mağduriyetine sebebiyet veren duruma Bakanlık "e-okul" ile el koyacak.

Bakanlık, Ortaöğretim Kurumlarına Geçiş Sistemi'nin devreye girmesi nedeniyle YBP'nin hesaplanmasında sübjektif davranan öğretmenleri tespit ederek, hak kayıplarının önleneceğini bildirdi.

Seviye Belirleme Sınavı'nın (SBS) özellikle Yılsonu Başarı Puanı (YBP) konusunda ortaya çıkan ve birçok öğrencinin mağduriyetine sebebiyet veren duruma MEB'lığı "e-okul" ile el koyacak. Bakanlık, Ortaöğretim Kurumlarına Geçiş Sistemi'nin devreye girmesi nedeniyle YBP'nin hesaplanmasında sübjektif davranan öğretmenleri tespit ederek, hak kayıplarının önleneceğini bildirdi.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, bu yıl ilk defa yapılan SBS'de yaşanan YBP mağduriyeti ile ilgili olarak "SBS Sonuçlarının Değerlendirilmesi" konulu 2008/77 sayılı genelge yayımladı.

Bakan Çelik, Ortaöğretim Kurumlarına Geçiş Sistemi'nin devreye girdiğini belirterek, yeni sistem ile öğrencilerin maruz kaldığı ağır baskı ve endişenin en aza indirilmesi, okul dışı kurumlara yönelmelerinin önlenmesi, böylelikle de sosyal ve psikolojik gelişmelerinin daha sağlıklı olmasının hedeflendiğini söyledi.

6, 7 ve 8 inci sınıflarda yapılan, SBS'nin öğrencinin okul içi başarısı ile sosyal ve kişisel gelişiminin de etkili olduğu çok yönlü bu uygulama olduğunu savunan Çelik, bu yıl başlatılan uygulamadan da olumlu sonuçlar elde edildiğini söyledi.

E-okul sistemine de değinin Çelik, e-okul sistemini kullanmak suretiyle, 2008 yılı SBS sonuçlarını ve bir önceki yıla ait notları, öğrenci, sınıf, okul, ilçe ve il bazında ve her ders grubu için ayrı ayrı değerlendirerek bu verileri eğitim ve öğretimin niteliğinin artırılmasında kullanılabileceğini bildirdi.

"E-OKUL, SÜBJEKTİF DEĞERLENDİRMELERİ YAKALAYACAK"

Bakan Çelik, SBS ile öğrencinin derslerde elde ettiği kazanımların düzeyinin ölçülmesinin amaçlandığını belirterek, bir yarışma sınavı niteliği taşıdığını söyledi.

Bu sebeple sınav sonuçlarının, öğrenciler ve okullar arasında karşılaştırma yapmak suretiyle bir kısmını yücelten bir kısmını da mahcup ederek yerinmelerine yol açacak biçimde kullanılmamasına özen gösterileceğini ifade eden Çelik, bu verilerin öğrencilerin ve okulların başarılarının artırılması ve gelişimlerinin sürdürülmesi yönünde değerlendirileceğini kaydetti.

Çelik, yeni sistemin yapısı gereği, bir öğrencinin YBP ile SBS'den almış olduğu puanın denk ya da yakın olmasının beklendiğini anlatı. Çelik sözlerini şöyle sürdürdü:

"Öğrencinin YBP puanının manidar ölçüde düşük SBS puanının yüksek olması öğrencinin okula devam ve derslere ilgisi açısından olumsuzluk göstergesi olabilecek iken tersi bir durumda, yani YBP puanının SBS puanından ciddi ölçüde yüksek olması öğretmenlerimizin değerlendirmelerinde sübjektif yaklaşım içinde olduğuna işaret etmekte olabilecektir.

Bu sebeple Milli Eğitim Müdürlüklerinde ilköğretim müfettişleri ile uygun görülen yönetici ve deneyimli öğretmenlerden oluşturulacak çalışma grupları tarafından SBS puanları ile YBP puanları karşılaştırılacaktır. E-okul bu karşılaştırmayı doğrudan yapabilecek özelliktedir. Bu karşılaştırma ile, kaynaştırma eğitimi gören öğrenciler hariç olmak üzere SBS ve YBP arasında bu yıl için 30 ve daha fazla, puan farkının söz konusu olduğu öğrenciler belirlenecektir. Sözü edilen görevliler bu durumdaki öğrencilerin geçmiş yıllardaki notlarını ve diğer derslerdeki başarıları dikkate alarak, YBP puanlarını objektif olamayacak şekilde artıran veya düşüren, dolayısıyla da öğrencinin geleceğine, diğer öğrencilerin hak kaybına ve öğretmenlik mesleğine de zarar veren öğretmenleri ve okulları tespit edeceklerdir. Bu okulların yöneticileri ile bu uygulamayı yapan öğretmenler uyarılarak, uygulamayı sürekli ve ciddi boyutlarda yapanlar hakkında ilgili mevzuat çerçevesinde gerekli işlemler başlatılacaktır."

 ankaajansi 

Başarının sırrı birinci sınıfta

İlköğretim birinci sınıf hem çocuklar hem de anne ve babalar için okul yaşamında ilk deneyimin yaşandığı aşama.

Daha önce ilköğretimde çocuk okutmayan aileler için bu dönem deneme yanılma yöntemi ile geçiyor.

Oysa çocuğun aile desteğine gereksinim duyduğu bu zorlu dönemin bilinçli bir anne ve baba desteği sayesinde kazanımlara dönüştürülmesi mümkün.

Çocukları ilköğretime başlayan anne ve babalar için gereken desteği sağlamak ve ilköğretim birinci sınıfın önemine dikkat çekebilmek için Tüm Özel Öğretim Kurumları (TÖDER) "Eğitim Başarmaktır: İlköğretim Birinci Sınıf Anne ve Baba Kitabı" isimli yayını çıkardı. Kitabı eğitimci Prof. Dr. Adil Çağlar kaleme aldı.

AİLELER FARKINDA DEĞİL

8 yıllık ilköğretimin birinci sınıfta yapılandırıldığına değinen Çağlar, anne ve babaların bilinçlenmesi ile bu dönemin sorunsuz yaşanabileceğini ve bu sayede daha sonraki öğretim yıllarının da başarı ile geçirilmesinin sağlanabileceğini vurguluyor.

Birçok aile için birinci sınıfın "okuma yazmanın öğrenildiği yer" olarak tanımlandığını söyleyen Çağlar, ailelerin bu sınıfın ne kadar önemli olduğunun farkında olmadıklarını belirtiyor: "Burası sadece bir sınıf değil, 8 yılın ve ortaöğretimin yapılandırıldığı bir yer. Anne babanın deneyiminin olmaması, öğretmenlerin motivasyonsuzluğu ve sınıf mevcutlarının fazlalılığı gibi nedenlerle bu sınıf ihmal ediliyor. Halbuki çocuk bu sınıfta sosyalleşmeyi, grup içerisinde olmayı öğreniyor, kendi ve diğerlerinin farklılıklarını kabul ediyor."

Kitabı velilere bakış açısı verebilmek için yazdığını söyleyen Çağlar bu sınıfta anne ve baba ile öğretmenin işbirliğinin sağlanmasının başarıyı getirdiğini vurguluyor.

timetürk 

Bu soruyu çöz, 50 bin YTL'yi al...!

Mehmet Bayraktar isimli vatandaş, Milli Eğitim Bakanlığı'na gönderdiği noter tasdikli bir yazıda yeralan fizik formülünün kanıtlanması halinde 50 bin YTL vereceğini taahhüt etti

Daha önce Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bir formül göndererek, formülü kanıtlayana 10 bin YTL vereceğini açıklayan Mehmet Bayraktar isimli vatandaş, MEB’e yeni formüller göndererek bu formüllerin kanıtlanması halinde de 50 bin YTL vereceğini taahhüt etti.

Milli Eğitim Bakanlığı’na daha önce noter onaylı bir yazı göndererek bir formül gönderen ve formülü kanıtlayana 10 bin YTL vereceğini taahhüt eden Mehmet Bayraktar, bu sefer formülü zorlaştırarak ödülü de 50 bin YTL’ye çıkardı. Bayraktar Bakanlığa gönderdiği yine noter onaylı yazıda herhangi bir ülkeden fizik bölümlerinde görevli kişilerin gzE=kE=mv² / 2,pE=brE=mgh, F=GMm/r²=Erk, F=kp1 q2/d², fx=mv²/2 formüllerinin doğru olduğunu kanıtlamasını istedi. Ayrıca Bayraktar bu kişilerin Galileo’nun h=gt²/2 bağıntısına ulaşımının doğru olduğunu da kanıtlamasını istedi.

Bayraktar, bu bağıntıları kanıtlayanlardan ayrıca kendi formülü olan şu bağıntının yanlış olduğunu kanıtlamasını istedi:
“Uzayda ataletsiz, çekimsiz ortamda, birden hızlanımlı ve hız artırımlı (ivimli, ivmeli) herhangi bir birim nicelikte olan ‘m’ kütlesinin herhangi bir birim nicelikte hız artırımlı, bir süre biriminden birden ‘Z’ kez (birden çok kez) ‘t’ sürede ‘t’ kez hız artırımlı olan gezinimi (hareketi) için kullanılacak erk (Fors) niceliği (enerji) kIE=maZt, gzE=kE=maZt. Gezinim uzunluğu Uz=L=S=x=aZt²/4+at²/4+aZt/4+at/4
Birden hızlanımlı bir süre biriminde Z kez t sürede t kez hız artırımlı yer değiştirim işi de ivmeli (sayış dizimli) olan yer değiştirim İş Türü Çeşidinin niceliği BHzZTHzArtYDİş TÇ Nği=maZt²/4+mat²/a+mat²/4+mazt/4+mat/4”
Bayraktar, bu formül ile yetinmezken, bir anda hem oluşan hem kullanılan erk niceliğinin bağıntısı ürE=mz²t=kIE bağıntısının da yanlış olduğunun kanıtlanmasını istedi.

“KANITLAYAMADIKLARINI KANITLARIM”

Bayraktar, istekleri doğrultusunda 4 formülü kanıtlayana, postaya ilk verene 50 bin YTL’yi vereceğini, aynı gün gönderen olursa aralarında paylaştırılacağını bildirdi. Bayraktar, ayrıca “Kanıtlayamadığı halde kanıtladığını sananlar, isterler ise İstanbul’a gelirler, onlara deneyle ve sayısal olarak kanıtlayamadıklarını kanıtlayacağım” iddiasında bulundu.

Bayraktar, ilgili ve görevlilerin öğrencilere sundukları formülleri kanıtlamak zorunda olduğunu belirterek, “Kanıtlayamıyor iseler kanıtlamayı öğrensinler, öğretsinler. Öğrenmek ve öğretmek istemiyorlar ise görevlerini bırakmalılar ya da bıraktırılmalı, gereği yaptırılmalı. Öğrenme, öğretme yetilerini, yeteneklerini yitirmişler ise yine gereği yapılmalı, yaptırılmalı” dedi.

Bayraktar, formülleri kanıtlayanların, formül kanıtlarını, İncirli Sokak No:6/9 (3/9) Kılavuzçayır Caddesi Küçükyalı-34840 Maltepe/İstanbul adresine göndermelerini istedi.

timetürk 

Beyin hakkında herşey

 Beyin sabahları çok çalışır öğlenleri ise siesta ister! Beyin Cerrahı Doç. Dr. Cahide Topsakal, beyni daha zinde ve verimli kılmak için yapılması gerekenleri anlattı.

1- Toplantı ve önemli işlerinizi sabah yapın. Beyin, saat 10.00'a kadar çok daha verimli çalışıyor

2- Öğlen yemekten sonra konsantrasyon düşer. 10 dakikalık öğlen uykusu, beynin tekrar çalışmasını sağlar

3- Beyin akşam saatlerinde tekrar çalışmaya başlar. Sakin bir müzikle, beynin stresini alabilirsiniz

Beyin Cerrahı Doç. Dr. Cahide Topsakal, beyni daha zinde ve verimli kılmak için neler yapılması gerektiğine dair sorularımızı yanıtladı:

İnsanın zekasını, beyni mi belirliyor?

İnsan zekasını yüzde 50 genetik özellikler, yüzde 50 çevresel faktörler belirler. Çevresel faktörler genetikten daha önemlidir. Çok zeki doğup, zekası ileride de aynı seviyede kalan çok insan var. Ama sıradan bir ailenin çocuğu olarak doğup, birer dehaya dönüşen örnekler de var. Bu; eğitimle alakalı. Beynin gelişim ve eğitiminin yüzde 90'ı, altı yaşa kadarki süreçte tamamlanır. Beynin anatomik gelişimi ise 20'li yaşlara kadar sürer. Öğrenme kapasitesi ilk altı yılda çok daha ön plandadır. Çocuğa ne verilecekse, bu dönemde verilmelidir. Anaokulu eğitimi önemlidir.

ÇOK OKUYAN GEÇ BUNAR

Beyni geliştirmek için neler yapılabilir?

Yapbozlar, çocukların beyin gelişimi için yararlıdır. İleri yaşlarda da bulmaca çözmek, bol rakamlı şifreleri ve sayıları akılda tutmak ya da ezberlemek faydalıdır. Telefon numarası ezberlemekte de fayda vardır. Basit matematik hesaplarını kafadan çözmek de önemlidir. Bunları yapamayanların, bol bol kitap okumaları gerekir. Okuyan beyin, geç bunar. Bu egzersizler, beyinde kısa yollar oluşturur. Kısa yollar yaratmak, pratik yaşam için önemlidir. Mesela öğrenciler bir sorunun yanıtını kolay hatırlamak için cevap maddelerinin satır başlıklarına harf koyar ve ondan kelime üretir. Böyle kelimeler türetmek de, yapılması gereken bir egzersizdir. Diyelim ki; aracımı otoparkta yeşil alanda bulunan C6'ya koydum. 'Yeşil Bursa'nın Ceyhan 6'sı' diye bir kelime türetirsem, orayı unutmam zorlaşır.

07.00-10.00 ARASI ÇALIŞIN

Beyin hangi saatte ne şekilde çalışmaktadır?

Depresyondaki beyin, gece yarısından sonra sağlıksız düşünür. İyi uyumuş ve yeterli beslenmiş bir bedenin beyni ise gerekli beyin egzersizlerini de yapmışsa; en iyi sabah saatlerinde çalışır. 07.00-10.00 arası, öğrenmeye en yatkın saatlerdir. Yemekten sora konsantrasyon düşer ve uyku bastırır. Siesta döneminde beyin az çalışır ve hiç randıman alınmaz. Şekerlemeler, beyne iyi gelir. 10 dakikalık bir şekerleme bazen altı saatlik uykuya bedeldir. Beyin, akşam saatlerinde tekrar açılır. Ancak midenin aç olmaması gerekir. Beyin sadece şekerle beslenir. Kan şekeri düşerse, beyin çalışmaz. Sık ama az yemek, kan şekerini sabit tutmak için önemlidir.

GÜNDE ALTI ÖĞÜN YİYİN!

Bu yüzden mi, sınavlardan önce şeker yemek önerilir?

Evet. Kan şekerini sabit ve yüksek tutmak, beynin tam kapasiteli çalışmasını sağlar. Beyin, hızlı şokları sevmez. Günde altı kez beslenmek ise en sevdiği şeydir. Zihin akşam saatlerinde açılır. Bunda çay ve kahvenin de rolü var. Gün içinde beden yorgun düştüğü için beyin de bir süre çalışmayı reddeder. Trafik stresi, gürültü ve aile problemleri beyni yorar. Bu yorgunluktan kurtulmak için kendi ilacınızı kendiniz bulun, sakin bir müzik ve biraz Polyannacılık gerekebilir. Uykudan az önce verim artar. Beyin gece verim alıyorsa, bu saatler değerlendirilmelidir.


Başkasının acısına çok üzülmeyin

Beynimizi endişeden uzak tutmalıyız. Beyin 'acaba'yı sevmez. Evrene soru işareti şeklindeki düşünceler yayarsanız, gerçekleşecek güzel olayları olumsuzlaştırabilirsiniz. Hiç kimsenin acısı ile çok fazla empati yapmamak lazım. Çok fazla empati, benzer acıların size yapışmasına yol açar. Endişeli bir beyin verimli olamaz. Hedefe kitlenin! "Kesinlikle bunu yaşayacağım dediğiniz" anda, bir beyin cerrahı olarak size garanti ediyorum ki; yapamayacağınız şey yoktur. Öte yandan başarıya alışmış bir beyni de doyurmak gerekir. Böyle bir beyin, daha çok başarı ister.


Muz, çikolata ve müzik beyni zinde tutar

Beyni genç ve zinde tutmak için tüketilmesi gereken gıdalar var mı?

Hafif miktarda kafein yani çay, kahve ve kola tüketimi beynin daha berrak çalışmasını sağlar. Birçok insanda kahve alışkanlığı beyni açmak için gelişmiştir. Kahve içmeden uyanamayan birçok insan vardır. Ancak alışık olmayan bir kişinin, güne kahve içerek başlaması ters etki yaratabilir. Çikolata, muz, fındık, fıstık ve balık gibi birtakım gıdalar ise serotonin içerdikleri için mutluluk hormonu yayılmasını sağlar. Bu gıdaların, beyni zinde ve mutlu tutmaya yönelik bir etkileri vardır. Mutlu beyin de, tam kapasite ile çalışır.

Beyin sağlığı için kesinlikle uzak durulması gereken şeyler var mı?

Sigara ve alkolden mutlaka uzak durmak gerekiyor. Nikotin, vücudun bütün damarlarını büzeceği için beynin kanlanmasını bozar. Bu da; beyne az kan gitmesi anlamına geleceği için beyin yarı kapasite ile çalışmaya başlar. Sürekli alkol tüketenlerin beyinlerinde küçülmeler de olabilir. Kokain kullanımı da, beyni bir ceviz kadar küçültebilir.

HOBİLER EDİNMELİSİNİZ!

Spor ve müziğin, beyin sağlığına yönelik olumlu etkileri var mı?

Kesinlikle var. Spor ve müzikle alakalı olmak, beyni besler. Bir hobi edinmek bu anlamda çok önemlidir. Örgü örmek gibi en basit hobi bile, sizin, dolayısıyla da beyninizin mutlu olmasını sağlar. Spor yapmak da beyin sağlığı için çok yararlıdır. Spor yaparken, beyinde endorfin denen bir madde salgılanır. Bu da; beyne haz duygusu verir ve gelişmesini sağlar. Spor, beyinde gençlik hormonu salgılanmasına da imkan verir. Bu da, eskiyen hücreleri yeniler.


Antidepresan yerine gün ışığı

Mutluluk ve mutsuzluk beyni nasıl etkiler?

Beyin depresyona girdiği zaman farklı, mutlu olduğu zaman farklı çalışır. Ağır depresyon yaşayanların hafıza kaybına uğrar. Hafızanın geri gelmesi, bir-iki yılı bulabilir. Bu yüzden, depresyonları ağır seviyeye vardırmamalı. Gün içinde beynin salgıladığı hormonlar, performans kabiliyetini etkiler. Mutsuzluk, mutluluk hormonunu aşağı çeker ve depresyonu getirir. Biz de, mutluluk hormonunun yeniden salgılanması için antidepresan veririz.

PERDENİZ AÇIK OLSUN!

Antidepresanlar beyne herhangi bir zarar verir mi?

Beyne zarar vermezler ancak beyin dışındaki başka fonksiyonları etkileyebilirler. Şişmanlık ya da cinsel isteksizlik yaratabilirler. Ancak alkol ile birlikte alınırlarsa, beyne zarar verirler. Ben depresyondaki insanlara bol bol yürüyüşe çıkmalarını öneriyorum. Ayrıca, depresyona eğilimi olanlar odalarının perdeleri kapalı olarak uyumamalı. İnsanların sabahları gün ışığı ile uyanmaları gerekir. Gün ışığı, beyinde serotonin denen mutluluk hormonunu salgılayan en önemli faktördür. Sabahları, yavaş yavaş dönen ışığı beynin algılaması gerekir. İlaç, beynin kendi ürettiği serotoninin yerini almaz.

timetürk 

ÖSS testlerinin kapsamı değiştirildi

ÖSYM,ortaöğretim süresinin 4 yıla çıkarılması ve haftalık ders çizelgesindeki değişikliklere paralel olarak ÖSS`deki testlerin kapsamlarını yeniden belirledi.

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi(ÖSYM) Başkanlığı, ortaöğretimde eğitim süresinin 4 yıla çıkarılması ve haftalık ders çizelgesindeki değişikliklere paralel olarak 2009-ÖSS`deki testlerin kapsamlarını yeniden belirledi.

ÖSYM`den yapılan yazılı açıklamaya göre, Türkçe testindeki ``Türkçe`yi kullanma gücü ile ilgili sorular``ın ve Matematiktestindeki ``Matematiksel ilişkilerden yararlanma gücüyle ilgili sorular``ın yüzde yüz olan payında değişiklik yapılmadı.

Sosyal-1 testinin ``Sosyal bilimlerdeki temel kavram ve ilkelerle düşünmeye dayalı sorular`` bölümünde de değişikliğe gidilmedi. Bu kapsamdaki sorularda Tarih yüzde 43, Coğrafyayüzde 34, Felsefe yüzde 23 oranında kaldı.

Fen-1 testindeki ``Fen bilimlerindeki temel kavram ve ilkelerle düşünmeye dayalı sorular``ın Fizik sorularının payı yüzde 43`den yüzde 33.3`e indirildi, Kimya sorularının payı yüzde 30`dan yüzde 33.3`e, biyoloji sorularının payı ise yüzde 27`den yüzde 33.3`e çıkarıldı.

Edebiyat-Sosyal testindeki Psikoloji soruları Sosyal-2 testine dahil edildi. Edebiyat-Sosyal testinin Türk Edebiyatı-Dil veAnlatım sorularının oranı yüzde 57`den yüzde 67`ye, Coğrafya sorularının oranı yüzde 27`den yüzde 33`e yükseltildi. Bu testteki Coğrafya soruları Türkçe-Matematik alanında okutulan Coğrafya dersinin konularıyla sınırlı olacak.

Sosyal-2 testinin Tarih (Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi dahil) oranı yüzde 43`den yüzde 44`e çıkarıldı, Coğrafya sorularının oranı yüzde 23`den yüzde 17`ye, Sosyoloji soruları yüzde 17`den 13`e, Mantık soruları yüzde 17`den yüzde 13`e indirildi. Edebiyat-Sosyal testindeki Psikoloji soruları Sosyal-2 testine alındı. Edebiyat-Sosyal bölümünde yüzde 16 olan Psikoloji sorularının oranı Sosyal-2 testi içinde yüzde 13 olarak belirlendi.

Matematik-2 testine Analitik Geometri soruları eklendi. Bu soruların test içindeki oranı yüzde 10 oldu. Bu test içindeki Matematik sorularının oranı yüzde 70`den yüzde 60`a indi,Geometri sorularının yüzde 30`luk oranı aynı kaldı.

Fen-2 testindeki Fizik sorularının oranı yüzde 43`den yüzde 33.3`e indirildi. Kimya soruları yüzde 30`dan yüzde 33.3`e, Biyoloji sorularının oranı ise yüzde 27`den yüzde 33.3`e yükseltildi.

timetürk

Büyük sır KKTC'de çözülüyor

Asrın en büyük deneyinin tüm sırları KKTC'de deşifre ediliyor. Saniyede 12 trilyon işlem yapan bilgisayar devrede.
'Asrın deneyi' olarak nitelendirilen 'Bing Bang'in (Büyük patlama) sırları Kuzey Kıbrıs'taki Yakın Doğu Üniversitesi'nde kurulu
süper bilgisayarlarda çözülüyor. 

Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi'nden (CERN) YDÜ'deki Süper Bilgisayar'a gelen deney sonuçları,
burada bilim adamları tarafından incelendikten sonra yeniden CERN'e gönderiliyor.
Dünya'daki sayılı bilgisayarlardan olan Süper Bilgisayar saniyede 12 trilyon işlem yapıyor.
YDÜ'nin 8 milyon dolara IBM'ye yaptırdığı bilgisayarın aynısından yaptırmak için harekete geçen
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne ise AB'den olumsuz yanıt geldi. AB, Güney Kıbrıs'a
'Bilimsel çalışmalarınız için yeni bilgisayara ihtiyaç yok Kuzey'dekini kullanın!' cevabı verdi. 

ŞİRKET SIRLARI SAKLANIYOR 

Türkiye'deki bütün bilgisayarlardan 6 kat daha güçlü olan Süper Bilgisayar, KKTC hükümetinin öngörüsüyle geçen yıl alındı.
Ortadoğu ve bölgede eşi bulunmayan bilgisayar, 12 trilyon matematik işlemini bir saniyede yapabiliyor.
Kanser ve gen araştırmaları da yürütebilen bilgisayar, YDÜ'deki Teknoloji Merkezi'nde konuşlandırıldı.
Merkezin Başkanı Ali Erdinç Köroğlu ve Bilişim Uzmanı Tümer Garip,
merkezin dünya üniversitelerinden bilim adamlarının yaptığı araştırmaların yanında TBMM'nin tutanakları,
İş Bankası da dâhil büyük şirketlerin sırlarının merkezde saklandığı bilgisini veriyor. 

1 SANİYEDE DVD KOPYALIYOR 

CIA ve dünya istihbaratının önemli güvenlik sistemleri benzeri bir güvenlik ağıyla korunuyor.
1280 adet işlemcisi bulunan teknoloji harikasının 160 ayrı ünitesi ve aksaklıklara karşı yedekleme sistemi bulunuyor.
1 DVD'yi 1 saniyede çekiyor. 
 
 
haberaktüel 

2008'in en iyi icatları

Dünyanın piyasaya çıkan ilk biyonik eli, 2008'in en büyük icatları arasına girdi.

Parmakların tümünün hareket edebildiği biyonik el, Time dergisinin en büyük 50 icadı listesinde 14. sırada yer aldı.

Geliştirilmesi 20 sene alan biyonik el böylece, Büyük Hadron Çarpıştırıcısının da bulunduğu listenin ön sıralarında yerini almış oldu.

Geçmişte yapılanlardan çok daha becerikli olan biyonik el,kredi
 kartı gibi çok ince objeleri tutabildiği gibi ağır objeleri taşıma gücüne de sahip bulunuyor.

EN İYİLER LİSTESİNE İNTERNET DAMGASI

TIME'ın oluşturduğu 'Best Inventions of 2008'de yer alan listede,internet 
tabanlı buluşların yoğun bir şekilde yer alması dikkat çekti. ABD'de oldukça popüler olan video sitesi Hulu.com 2008'in en iyi dördüncü icadı olarak yer alırken, Dr Horrible's Sing-Along Blog, Joss Whedon web müzikali, Facebook benzeri bir site olan ve casuslar için Facebook olarak bilinen A-Space de listedeki diğer web tabanlı buluşlar olarak dikkat çekti.

Google da 'hareketli veri merkezi olarak listede 47 numaraya yerleşmeyi başaran bir diğer önemli isim olarak dikkat çekiyor.

Listenin 20. sırasında da çok ilginç bir isim var: EA'in piyasaya sürdüğü oyunu
Spore, Time tarafından 2008'in en iyi 20. icadı olarak onurlandırıldı.

Listenin ilk 5 sırası şu şekilde:

1. Piyasada satılan DNA testi
2. Tesla Roadster elektrikli otomobil
3. Lunar Reconnaissance Orbiter (NASA)
4. Hulu.com
5. Büyük parçacık çarpıştırıcı ve Asrın deneyi
matematik etkinlikleri etkinliklerle matematik matematik etkinlik örnekleri sbs matematik örüntü ve süslemeler eğlenceli matematik etkinlik arşivi